MyStoryBölüm 2 / 5

Bölüm 2 / 5

Kırılma

Kahvaltı masasında çatal bıçak sesleri tedirgin bir sessizliği delip geçiyordu. Masada dört kişi vardı ama dördü de bambaşka yerlerdeydi sanki. Filiz her zamanki gibi telefonuna bakıyor, Özkan düşünceli bir şekilde çayını karıştırıyor, Serhat ise göz ucuyla Müjgan’ı süzüyordu.

Müjgan, masaya konan domates dilimlerine bakıyor ama hiçbirine dokunmuyordu. Gözleri sabitti. Dili, boğazına takılmış gibi kilitliydi. Bu sessizliği o bozdu.

“Anne… Sana bir şey söyleyeceğim.”

Filiz başını sofradan kaldırmadan mırıldandı.

“Söyle bakalım, neymiş yine?”

Müjgan, derin bir nefes aldı. Boğazındaki yumruyu zorlayarak yuttu.

“Ben… evlenmeye karar verdim.”

Telefon bir anda ellerden düştü. Filiz’in kaşları çatıldı. Özkan bile çay kaşığını durdurdu. Ama en çok Serhat’ın gözlerinde bir kıpırtı oldu. Öylece kaldı, bakışları keskinleşti.

“Ne dedin sen?” dedi Filiz, inanmak istemeyen bir tonla.

Müjgan, gözlerini annesinin gözlerine kilitledi.

“Evleneceğim. Bir aile tanışmak istedi. Ben de kabul ettim.”

“Sen… ne yaptığını sanıyorsun?” Filiz’in sesi yükseldi. “Bana sormadan böyle bir şeye nasıl kalkışırsın?”

“Sana sorsam ne fark ederdi anne?” Müjgan’ın sesi ilk defa bu kadar dik çıktı. “Sen zaten hiçbir zaman beni dinlemedin. Hiçbir zaman bana inanmadın. Ne zaman ağlasam, ‘abini karalama’ deyip sustun.”

Filiz’in yüzü kızardı, çatalını hızla masaya bıraktı.

“Yine mi başladın Müjgan? Yeter artık! Bu evde herkesin bir yeri var. Sen de haddini bileceksin. Evlilikmiş! Daha çocuksun sen!”

“Çocuk muyum?” Müjgan acıyla güldü. “Ama Serhat geceleri odamın kapısında çocuk olduğumu unutuyor nedense. Senin o çok ‘terbiyeli’ oğlun var ya…

Ben senin yüzünden büyümek zorunda kaldım anne. Erkenden. Her gece nefesimi tutarak uyumak zorunda kaldım. Ve sen hep gözünü kapattın. Hep sustun.”

Filiz’in dudakları titredi. “Yeter! Böyle iftiralarla…”

“İftiraysa neden gözlerini kaçırıyorsun şu an?” Müjgan bastırarak konuştu. “İçin biliyor. Vicdanın biliyor. Ama korkaklığın, anneliğinden büyük geldi her zaman!”

Serhat, sandalyeyi gıcırdatarak yerinden kalktı. Müjgan’a doğru bir adım attı.

“Senin derdin ne, ha? Ne anlatıyorsun sen?”

Müjgan dik durdu. Gözlerini kaçırmadı.

“Seninle derdim olmadı hiçbir zaman. Sadece senden kurtulmak istedim. Ve artık olacak.”

Serhat bir an ona doğru eğildi, sonra kahkaha atar gibi dişlerini sıktı.

“Bunu daha önce de denedin. Ama unutma Müjgan, bu evden çıktığında dünya senin düşündüğün kadar güvenli bir yer değil. Hele benim iznim olmadan çıkarsan, neler olduğunu çok acı öğrenirsin.”

Özkan araya girmek istedi ama Serhat geri çekildi, suratını asıp evden dışarı çıktı.

Müjgan masadan kalktı. O gün bir daha konuşmadı. Ama kararı kesindi.

---

O akşam hava kararırken Müjgan, markete gitmek için sokağa çıktı. Her zamanki sokak… ama bugün gölgeler daha uzun, adımlar daha ürkekti. Köşeyi döndüğünde birinin kendisini izlediğini hissetti.

Yavaşladı.

Arkasını döndüğünde Serhat’la göz göze geldi.

Karanlık bir köşede sigarasını içiyor, gözünü ondan ayırmıyordu.

“Ne var?” dedi Müjgan. “Artık gölge gibi peşimden mi geleceksin?”

Serhat birkaç adım yaklaştı. Sesi boğuktu.

“Sen o adamla evlenecek olursan… hayatın boyunca huzurun kalmaz. Anladın mı beni?”

Müjgan geri adım atmadı.

“Sen bana yıllardır huzur vermedin zaten. Daha ne kaybederim ki?”

Serhat gözlerini kıstı.

“Bak Müjgan… Sen benim olan bir şeysin. Bu kadar net. Eğer olur da bu evden çıkarsan… döndüğünde sana tanıdık hiçbir şey kalmaz. O çocuk… o adam… onun da hesabını sana sorarım. Sen kiminle, nerede yürüyorsun, hepsini bilirim.”

Müjgan başını dimdik tuttu.Korkuyordu elbet.

Ama artık korkunun içinde yaşamayı reddediyordu.

“Senin malın değilim Serhat. Olmadım, olmayacağım da. Kiminle yürüdüğüm seni ilgilendirmez. Bundan sonra hiçbir şeyin beni sindirmeye yetmeyecek.”

Serhat yumruklarını sıktı, ama Müjgan'ın gözündeki kararlılığı görünce geriledi.

“Seni bitiririm…” diye fısıldadı.

Müjgan, dudaklarını kıpırdattı.

“Bitirmek için önce beni çözmen lazım Serhat. Ama sen kimseyi çözemezsin, çünkü sen bile bir karanlıksın.”

Arkasını döndü ve yürümeye başladı.

O akşam, ilk defa arkasına bakmadan yürüdü.

Ayakları titriyordu, kalbi hızla çarpıyordu.

Ama o karanlık sokakta bile, içindeki bir ışık ilk defa bu kadar net yanıyordu.

Bu savaş daha yeni başlıyordu.

---

Uygulamada reklamsız oku