Bölüm 2 / 50
Kilitli Kapı
Saskia, Adrien'in söylediklerini duyduğunda birkaç saniye boyunca konuşamadı. Annesinin hayatını mahveden adam şimdi karşısında durmuş, onu korumaya çalıştığını söylüyordu. Bu kadar yakışıklı bir yüzden bu kadar nefret edebileceğini hiç düşünmemişti.
“Bana bir daha yaklaşma, Adrien.”
Adamın bakışları sertleşti. “Benden nefret etmekte haklısın. Ama şu anda buradan çıkman güvenli değil.”
“Buna ben karar veririm.”
Saskia kapıya yöneldiğinde Adrien yolundan çekildi. Tam o sırada koridorun sonundan metalik bir gürültü yükseldi. İkisi de durdu. Ardından kapının dışındaki ışık söndü.
Adrien sessizce kapıyı kilitledi.
“Ne yapıyorsun?”
“Koridorun güvenlik sistemi devre dışı bırakılmış.”
Saskia silahına uzandı fakat adam, onun dikkatini kapının altından içeri süzülen gölgeye çekti. Birileri hemen dışarıdaydı.
Adrien elini uzatıp lambayı kapattı. Kompartıman karanlığa gömüldü. Saskia pencerenin yanına geçtiğinde adam da hemen arkasında durdu. Dar alanda birbirlerine değmeden hareket etmek neredeyse imkânsızdı.
“Biraz uzaklaş,” diye fısıldadı.
Adrien başını eğdi. “Nereye?”
Gerçekten de geri çekilebileceği hiçbir yer yoktu. Saskia'nın sırtı pencere pervazına, Adrien'in omzu dolaba dayanıyordu. Kadın onun göğsünden yükselen sıcaklığı hissedebiliyordu. Adamın yüzü o kadar yakındı ki nefesleri birbirine karışıyordu.
Dışarıdaki ayak sesleri uzaklaştığında Saskia rahatladı. Fakat yerinden kıpırdamadı.
Adrien gözlerini ondan ayırmıyordu.
“Bana öyle bakmayı bırak.”
“Nasıl?”
“Sanki beni öpmek istiyormuşsun gibi.”
Adamın dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
“Öpmek istiyorum.”
Bu açık itiraf Saskia'nın kalbini hızlandırdı. Bir an için cevap veremedi.
“Bu yanlış,” diye fısıldadı.
“Biliyorum.”
“Üstelik senden nefret ediyorum.”
“Onu da biliyorum.”
Adrien geri çekilmeye hazırlanırken Saskia elini uzatıp gömleğinin yakasını tuttu. Bunu neden yaptığını kendisi de açıklayamazdı. Belki öfkesinden, belki merakından, belki de uzun zamandır kimsenin onda uyandırmadığı o yakıcı arzudan.
Adam durdu.
“Saskia...”
“Tek kelime daha söylersen fikrimi değiştiririm.”
Bu kez ilk hareketi kadın yaptı.
Parmaklarını gömleğinin yakasında sıkıp onu kendisine çekti. Dudakları buluştuğunda Adrien bir an şaşkınlıkla hareketsiz kaldı. Sonra elini usulca beline yerleştirdi. Saskia'nın diğer eli boynuna uzanırken öpücükleri daha uzun, daha istekli bir hâl aldı. Aralarındaki bütün tartışmalar, kırgınlıklar ve cevaplanmamış sorular o birkaç saniyede unutulmuş gibiydi.
Adrien hafifçe geri çekildi.
“Bunu gerçekten istiyor musun?”
Saskia onun gözlerine baktı. “Şu anda konuşmanı istemiyorum.”
Dudakları yeniden birleşti. Adrien'in kolları belini sardığında Saskia kendini ona biraz daha yaklaştırdı. Adamın saçlarının arasına parmaklarını geçirdi. Bu kadar güçlü bir çekime hazırlıklı değildi. Her öpücükten sonra uzaklaşması gerektiğini düşünüyor, ama bir sonrakini isteyen yine kendisi oluyordu.
Adrien yanağına kısa bir öpücük bıraktı, sonra alnını onunkine yasladı.
“Böyle devam ederse senden uzak durmam çok zor olacak.”
Saskia güçlükle gülümsedi.
“Belki de ilk kez bir şeye karşı koymayı öğrenmelisin.”
Adam hafifçe güldü. Tam yeniden yaklaşacakken Saskia ellerini göğsüne koyarak onu durdurdu. Annesinin dosyası yatağın üzerinde duruyordu. Gerçek, bir anda bütün ağırlığıyla geri dönmüştü.
“Bu gece yaşananları unutacağız.”
Adrien yüzünü inceledi.
“Sen unutabilecek misin?”
Saskia cevap vermedi. Kapıya yönelirken dudaklarında hâlâ onun öpücüğünün sıcaklığını hissediyordu.
Tam kapının kilidini açacakken Adrien'in telefonu titredi.
Ekranda yalnızca iki kelime vardı:
“Vermeer'i teslim et.”
Saskia mesajı gördü.
Yavaşça arkasını döndü.
“Adrien... Beni kime teslim edeceksin?”
Adam telefonu avucunun içinde sıktı. Biraz önce onu tutkuyla öpen dudaklarından çıkan cevap, Saskia'nın kanını dondurdu.
“Seni öldürmem için para ödeyen adamlara.”